Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 10604 tanesi Türkçe, toplam 13177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Dünyaca tanınmış Darwinist bilim adamlarının tamamı, kendileriyle yapılan söyleşilerde Sayın Adnan Oktar’ın (Harun Yahya) eserlerinden bahsetmeden edemiyorlar. Kendilerince fark ettirmemeye çalışıyor fakat bu eserlerin dünya çapındaki etkisinden rahatsız olduklarını ifade etmeden duramıyorlar. Peki söz konusu Darwinistler, acaba Sayın Adnan Oktar’ın karşısına neden çıkamıyorlar?
Bu davranışlarının tek nedeni yenileceklerini bilmeleri. Darwinistler, dünya çapında özellikle son on yılda gerçekleşen güçlü mağlubiyetlerinin Harun Yahya eserleri vesilesiyle olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu eserlerin kesin bilimsel deliller verdiğinin, reddedilemez ilmi kanıtlara dayandığının elbette ki onlar da farkındalar. Bu eserlerde 150 yıldır süren Darwinist aldatmacanın tüm yönleriyle deşifre edildiğini ve bu yönden de çaresiz kaldıklarını anlamış durumdalar. İşte bu yüzden Sayın Adnan Oktar’ın bu sahte teoriyi gerçek anlamda darmakeşan ettiğini inkar edemiyorlar.
Kuran ahlakında insanlar birbirlerine Allah'ın birer kulu olarak değer verirler. İyilik yapmak için hiçbir çıkar gözetmez, aksine sürekli iyi işler yapıp hayırlarda yarışarak Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırlar.
Din ahlakının yaşanmadığı bir toplumda manevi değerlere bağlılık olmayacağı için birçok önemli problem yaşanacaktır. Örneğin öncelikle aile kavramı ortadan kalkacaktır. Aileyi oluşturan sadakat, vefa, bağlılık, sevgi ve saygı gibi değerler tamamen yok olacaktır. Bu çok büyük bir tehlikedir.
Unutulmamalıdır ki aile, toplumun temelidir ve eğer aile çökerse toplum da çöker. Dolayısıyla devlet ve millet olmanın bir anlamı kalmaz, çünkü devleti ve milleti oluşturan tüm manevi değerler yıkılmış olur.
Din ahlakından uzak toplumlarda kimsenin kimseye saygı, sevgi ve merhamet duyması için bir neden kalmaz. Bunun sonucunda ise sosyal anarşi oluşur. Zenginler fakirlere, fakirler zenginlere kinlenir, sakat veya muhtaç olanlara karşı kızgınlık oluşur. Farklı kavimlere karşı saldırgan olunur, işçiler patronlarına patronlar işçilerine, baba oğula, oğul babaya karşı saldırganlaşır.
Dinsiz toplumlarda hırsızlık da çok yaygın olur. Hırsızlık yapan kişi eşyasını çaldığı kişiye nasıl bir sıkıntı verdiğini düşünmez. Karşısındaki kişinin 10 yıllık emeğini 1 gecede alıp gider, o kişinin ne kadar mağdur olacağını hiç hesaplamaz. Karşısındaki kişiye acı verdiği gibi kendisi de vicdan azabı ile ayrı acı çeker. Eğer vicdan azabı çekmiyorsa bu, onun için daha da kötüdür. Çünkü böyle bir insan her türlü ahlaksızlığa açık hale gelmiş demektir.
Kuran’a göre insanlara iyiliği emredip, onları kötülüklerden sakındırmak her Müslüman için farz olan bir ibadettir. Allah’ın emirlerini, İslam’ı ve Müslümanları her şartta koruma azmi ve kararlılığı içinde olan bir insanın Kuran’a ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uygun olmayan en ufak bir tavır, en ufak bir konuşma ya da en ufak bir mimik karşısında tepkisiz kalması mümkün değildir.
Samimi bir Müslüman Kuran’da yazmayan bir ayetin var gibi anlatıldığını, Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih kaynaklı hadislerin yok kabul edildiğini, Allah ile, din ile ilgili konularda alaycı bir üslup kullanıldığını duyduğunda, bunun bir fitne olduğunu hemen anlar, bu imani ve ahlaki zaafiyetin toplumda yaygınlaşmaması için ilmi yönde elinden gelen her türlü gayreti gösterir. Allah Kuran’da “fitnenin öldürmekten beter olduğunu” (Bakara Suresi, 191, 217) bizlere bildirmekte ve yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar fikri mücadelenin devam etmesini emretmektedir (Enfal Suresi, 39). Dolayısıyla fitne varsa, Kuran ve sünnet sınırları içerisinde fikri mücadele her zaman olacaktır.
Özellikle çok sayıda insan tarafından izlenen, dinlenen kişilerde görülen iman zayıflığının ve akıl eksikliğinin erken teşhisi, ve bunun Kuran’la, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetiyle tedavi edilmesi çok aciliyetli ve önemlidir. O kişi hedef alınarak yapılan Kurani hatırlatmalar ve tavsiyelerle bir yönüyle ilgili şahsa fayda sağlaması amacı güdülse de, asıl hedeflenen o kişinin konuşmaları, mantık örgüleri, dine bakış açısıyla kendini belli eden bir düşüncenin eleştirilmesi ve sonucunda da düzelmesinin umulmasıdır. Eleştirilen kişi belki de binlerce insanın içinde bulunduğu bir hatayı yansıtması bakımından örnek teşkil etmektedir, dolayısıyla da hedef asla o kişinin şahsı değildir. Bu gibi durumlarda ilgili kişi Kuran ahlakına, hadislere zıt bir bir imaj olarak ele alınmakta, oradaki düşünce bozukluğuyla ilmen mücadele edilmektedir. Yoksa yapılan hatırlatmaların, uyarıların o kişinin doğrudan şahsına yönelik bir artniyet taşıması asla söz konusu olmamaktadır.
Tüm canlıları Allah yaratmıştır. Dünyadaki bütün canlılarda Allah'ın varlığının kesin delillerini görürüz. Müminler, canlılardaki kusursuz yaratılış özelliklerine bakarak Allah'ın üstünlüğünü takdir ederler. Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur:
"Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır.'' (Müminun Suresi, 21)
Her varlıkta olduğu gibi kuşlarda da Allah'ın kusursuz yaratmasının sayısız delili vardır. Örneğin, kuş yumurtaları olağanüstü tasarım özelliklerine sahiptir.
Bize çok basit gibi görünen tavuk yumurtasının kabuğunda, golf topu girintilerini andıran 15 bin kadar gözenek bulunur. Bu girintili-çıkıntılı yapılar, kuş yumurtasına büyük bir esneklik kazandırır ve darbelere karşı direncini artırır.
Bilindiği gibi Hıristiyan Yaratılış savunucuları yıllardır dünyanın yaşının 6000 yıl olduğunu iddia etmektedir. Bu iddiayı kendilerince büyük bir koz zanneden Darwinistler ise son dönemde yeni bir darbe daha aldılar. Sayın Adnan Oktar’ın (Harun Yahya), eserlerinde dünyanın, şu anki verilerin gösterdiği şekilde 4.5 milyar yıl yaşında olduğunu açıklaması ve dünyanın da içindeki canlılığın da Yüce Allah’ın eseri olduğunu delillerle göstermesi Darwinistler açısından son dönemdeki en büyük darbelerden biriydi.
Dikkat edilirse son dönemde dünyaca tanınmış Darwinist profesörlerin gerçekleştirdiği evrim konferansları hep bu dehşetli yenilginin üzerine kuruludur. Darwinistler, yıllardır “6000 yıllık dünya” iddiasını, ellerindeki milyonlarca yıllık fosillerle sindirebilmelerini hep bir zafer olarak görmüşlerdir. Yaratılış savunucularının zaten baştan bu noktada yenildiklerini iddia etmişlerdir. Bu iddia, hala bazı Darwinist yayınlarda söz konusu sahtekarlığa en büyük delil olarak lanse edilmektedir.
Dünyanın yaşının 6000 yıl olduğu iddiasıyla ortaya çıkan Hıristiyan Yaratılışçılar, Darwinizm’e karşı ellerindeki deliller ne kadar güçlü olursa olsun, baştan bu açıklama ile yenilgiye uğramaktadırlar. Hatta bu iddiaları, şimdiye kadar onların evrime karşı getirdikleri bilimsel gerçeklerin de gereği gibi değerlendirilememesine yol açmıştır. Çünkü “6000 yıl” açıklamaları bilimsel gerçeklerle çelişmektedir. Bu sebeple Avrupa ve Amerika’daki bazı Hıristiyan Yaratılışçılar daima bu büyük çelişki nedeniyle başarısız ve pasif kalmışlardır.
ADNAN OKTAR:“Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.” Hz. Süleyman (a.s)’nın bütün duvarcı ustaları emrine giriyorlar. Bir masonik tablo vardır. Orada Hz. Süleyman bütün masonların lideri. İnşaAllah. Şimdi onlar Adonai’ı bekliyorlar, Adon’u. Ahir zamanda ‘bizim başımıza geçecek’ diye bekliyorlar. Mehdi (a.s) bütün şeytanları İslam’ın hizmetine kullanacak ve masonları da etkisi altına alıp onları da İslam’ın hizmetinde kullanacak ve onların dediği de olacak, masonların dediği. Adonai gelecek, Adon. Adon dedikleri Mehdi (a.s)’dir. Adon’un emrine gireceğiz biz diyorlar. Mason tablosu var ve Adon onların karşısında yüksek bir tepede mason kıtaları böyle, mason kıyafetleri giymişler, yağlı boya tablo var. Adon da onları yönlendiriyor. İnşaAllah. Ahir zamanda Mehdi (a.s) hem masonlara, hem şeytanlara, hem cinlere, hepsine hakim olacaktır. İnşaAllah.