Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 10582 tanesi Türkçe, toplam 13147 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
1- Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesi ve Hz. Mehdi (a.s.)'ın gelişinin Müslümanlara müjdelenmesi Peygamberimiz (sav)'in bir sünnetidir.
Sayın Adnan Oktar sohbetlerinde Mehdiyet konusuna özel önem vermekte ve bu konuya geniş yer ayırmaktadır. Kuşkusuz ki bu durum, her konuda olduğu gibi Sayın Adnan Oktar’ın kendisine Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini rehber edinmesinden kaynaklanmaktadır.
Allah Kuran'da, İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olması için gayret etmenin tüm Müslamanların önemli bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Kuran'da bu konuda çok fazla ayet yer almaktadır. Ve Allah'ın adetullahı gereği, tarihin her döneminde hak dinin tebliğinde Müslümanlara önderlik eden, onları hidayete yönelten manevi bir lider olmuştur. Allah Kuran ayetlerinde tüm toplumlara, onlara yol gösterecek bir elçi gönderdiğini bildirmiştir. İşte ahir zamanda Müslümanları Kuran ahlakına ve hidayete yöneltecek, onları birleştirip tek bir çatı altında toplayacak olan kişi de Hz. Mehdi (a.s.)’dır.
Kuran’a göre insanlara iyiliği emredip, onları kötülüklerden sakındırmak her Müslüman için farz olan bir ibadettir. Allah’ın emirlerini, İslam’ı ve Müslümanları her şartta koruma azmi ve kararlılığı içinde olan bir insanın Kuran’a ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uygun olmayan en ufak bir tavır, en ufak bir konuşma ya da en ufak bir mimik karşısında tepkisiz kalması mümkün değildir.
Samimi bir Müslüman Kuran’da yazmayan bir ayetin var gibi anlatıldığını, Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih kaynaklı hadislerin yok kabul edildiğini, Allah ile, din ile ilgili konularda alaycı bir üslup kullanıldığını duyduğunda, bunun bir fitne olduğunu hemen anlar, bu imani ve ahlaki zaafiyetin toplumda yaygınlaşmaması için ilmi yönde elinden gelen her türlü gayreti gösterir.
"Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir."
( En’am Suresi, 115 )
"Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz."
( Hicr Suresi, 9 )
CİHAT GÜNDOĞDU: İnkarcılarla işbirliği halinde oldukları bildiriliyor Kuran-ı Kerim’de, şeytandan Allah’a sığınırım, “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır. Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır.” Bir kuvvet, bir yere dayanma ihtiyaçları var, bu yüzden de küfrü daha güçlü görüyorlar kendilerince.
ADNAN OKTAR: Mehdi(a.s.)’nin yanından ayrılan münafıklar da öyle yapacaklar değil mi? Gidip küfürde destekçi arayacaklardır. Gidip münafıklara sığınacaklardır. Bir de münafıklar kendi aralarında bir kavim oluyorlar, ayrılamıyorlar münafıklar, o çok acayip. Münafık normalde kafirlerle gidip işbirliği yapması gerekirken, ayrılıp bir araya gelip yeni bir cemaat oluşturuyor münafıklar.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin sözlerindeki manayı tam anlayabilmek için, Üstad’ın sözlerini bütün olarak okumak ve ele almak gerekmektedir. Birbirini tamamlayan açıklamaların bulunduğu bir sözün bir paragrafını okuyup, diğer paragrafını okumadan, Bediüzzaman’ın ne ifade etmiş olabileceği konusunda yorum yapmak ise samimiyetle bağdaşmamaktadır.
Said Nursi Hazretleri Risale-i Nur Külliyatı’nda Hz. Mehdi (a.s.)’nin bir şahıs olarak Hicri 1400 yılında geleceğini, üç vazifesinin olacağını, kendi zamanında bu üç vazifenin birden gerçekleştirilememiş olduğunu, ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu üç vazifeyi tamamlayacak olduğunu, kendisinin Hz. Mehdi (a.s.) olmadığını ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin öncü bir neferi olduğunu açıkça ifade etmiştir. Üstad’ın bu sözleri herhangi ikinci bir yoruma mahal bırakmayacak kadar açık ve nettir.
Dünyada savaşların, katliamların, ahlaksızlıkların, fuhuşun ve her türlü sapkınlığın yaygınlaşması çeşitli ateist, Darwinist ve materyalist odakların menfaatlerine uygun düştüğünden, bu çevreler Darwinizm'in akıl ve mantık dışı iddialarının deşifre edilmesini hiçbir zaman istemezler. Kuran ahlakını anlatan, materyalizm ve Darwinizm'e karşı fikri mücadele içinde olanlara ise büyük bir öfke ve kin duyar ve onlara karşı eyleme geçerler. Çünkü Allah inancının yaygınlaşması, onların bütün dünyevi menfaatlerini ortadan kaldırmaktadır.
İşte bu yüzden, ahir zamanda toplumlarda Darwinist sistemin desteklediği her türlü ahlaksızlığın oldukça hızlı şekilde yaygınlaşması, Darwinist mantığın savunucuları için olağanüstü derecede önemlidir. Dünya çapında sahte bir hakimiyet kurmuş olan Darwinist diktatörlük, tekelinde bulunan Darwinist medyayı işte bu amaç için kullanır. Okullarda, üniversitelerde, eğitim kurumlarında, devlet kurumlarında, bilimsel alanlarda ve tüm diğer meslek gruplarında Darwinizm’in, yapılan dayatma sebebiyle inkar edilememesinin, Darwinist ideolojiye yönelik tek bir eleştirel söz dahi söylenememesinin sebebi budur. Bu tip yerlerde Allah’ın isminin açıkça anılmasına karşı gösterilen tepki, bu konuda Darwinizm yanlılarının verdiği mücadele, getirilen yasaklamalar şaşırtıcı boyutlardadır. Darwinistler, kendi ideolojileri gereği olarak ateizmin en büyük destekçisi ve kollayıcısı konumundadırlar. Üyelerini Darwinistlerin oluşturduğu çeşitli kurumlar, ateizm yanlısı olmalarıyla övünüp gündeme gelmekte ve şu anda bu durum toplumda son derece normal karşılanmaktadır. Darwinist medya, dünyanın çeşitli yerlerinde muhafazakar ve dindar ülkelerde dahi, dine ve mukaddesata yönelik pervasız cümleleri çekinmeksizin sarf edebilmektedir. Dünyada oldukça güçlü olan söz konusu medya, ateistlerin kendilerini deşifre etmeleri, desteklenmeleri ve taraftar bulabilmeleri için başlıca kaynak konumundadır.
Şu anda ateistler, kendi sözde haklarını savunmak için birleşip dernekler kurmakta, yürüyüşler düzenlemekte, her türlü TV kanalında çıkarılıp konuşturulmakta, her türlü bilimsel imkanı kullanabilmektelerken, dindar insanlar Allah’a olan inançlarını ve ibadetlerini gizli tutmak zorunda bırakılmışlardır. İşte bu, Mübarek Peygamberimiz (sav)’in ahir zaman ile ilgili olarak hadislerinde bildirdiği bir diğer önemli gerçektir:
“Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz.” (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 85; Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 27)
Yüce Rabbimiz, insanların çoğunluğunun günahın körüklenmesi için çaba harcadıklarını ve Kuran ahlakını yaşayanlara karşı düşmanlık hissi içinde bulunduklarını ayetinde şöyle haber vermiştir: